Piyasalarda İran Şoku: Altın ve Petrol İçin Kritik Saatler!
Washington ile Tahran arasında yükselen gerilim, küresel piyasalarda dengeleri değiştirdi. Hürmüz Boğazı üzerinden enerji arzına yönelik endişelerin artmasıyla petrol fiyatları 95 doların üzerine çıkarken, yükselen enerji maliyetlerinin enflasyon ve faizler üzerindeki olası etkileri yeniden gündeme geldi. Buna karşılık güvenli liman olarak görülen altında yaşanan gerileme ve sanayi metallerindeki sert satışlar, yatırımcıların alışılmış piyasa beklentilerinin dışında hareket ettiği dikkat çekici
Piyasalarda İran Şoku: Altın ve Petrol İçin Kritik Saatler!
Küresel piyasalar, Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimin etkisiyle yeniden hareketli bir döneme girdi. ABD ile İran arasındaki askeri tansiyonun yükselmesi ve gelişmelerin dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'na taşınması, özellikle petrol ve doğalgaz piyasalarında arz endişelerini artırdı.
Bölgede tanker trafiğinin ve Körfez ülkelerinden gerçekleştirilen enerji sevkiyatlarının aksayabileceği beklentisi, Brent petrol fiyatlarında sert yükselişi beraberinde getirdi. Brent petrolün yüzde 2,5 civarında değer kazanarak varil başına 95 doların üzerine çıkmasıyla enerji maliyetlerinin küresel enflasyon üzerindeki olası etkileri yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşti.
Hürmüz Boğazı Endişesi Petrol Fiyatlarını Yukarı Taşıdı
Küresel petrol ticareti açısından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek herhangi bir kesinti, enerji arzı üzerinde ciddi baskı oluşturabilecek potansiyele sahip. Bölgede artan güvenlik riskleri nedeniyle yatırımcılar olası sevkiyat sorunlarını fiyatlamaya başladı.
Bu gelişmelerle birlikte Brent petrolün 97 dolar seviyelerine kadar yükselmesi, yalnızca akaryakıt fiyatları açısından değil, küresel enflasyon görünümü bakımından da dikkatleri enerji piyasalarına çevirdi.
Enerji cephesindeki riskler ham petrolle de sınırlı değil. Rusya ve Orta Doğu kaynaklı tedarik zincirlerinde yaşanabilecek yeni aksamaların, özellikle yaklaşan kış dönemi öncesinde dizel ve diğer rafine petrol ürünlerinin arzını daha kırılgan hale getirebileceği değerlendiriliyor.
Altın Neden Geriliyor?
Jeopolitik risklerin yükseldiği dönemlerde yatırımcıların yöneldiği geleneksel güvenli limanlardan biri olan altında bu kez farklı bir tablo ortaya çıktı.
Petrol fiyatlarının yükselmesi enflasyon beklentilerini güçlendirirken, tahvil getirilerindeki artış ve doların güçlenmesi altın üzerinde satış baskısı oluşturdu. Spot altın, bir haftalık süreçte ons başına yaklaşık 380 dolar gerileyerek 4.690 dolar seviyelerinden 4.300 dolar civarına çekildi.
Altının 28 Ocak'ta gördüğü 5.419,83 dolarlık tarihi zirveyle karşılaştırıldığında kayıp yaklaşık yüzde 20 seviyesine ulaştı. Böylece jeopolitik belirsizliğin arttığı bir ortamda altının yükselmek yerine değer kaybetmesi, piyasalardaki en dikkat çekici gelişmelerden biri oldu.
Gümüş ve Bakır Fiyatlarında da Satış Baskısı
Emtia piyasalarındaki gerileme yalnızca altınla sınırlı kalmadı. Değerli ve sanayi metallerinde de satışların hızlandığı görüldü.
Comex piyasasında aralık vadeli gümüş, yüzde 3,2 civarında değer kaybederek 64 dolar seviyesine geriledi. Küresel ekonomik aktivitenin önemli göstergelerinden biri kabul edilen bakır fiyatı ise geçen hafta gördüğü 6,77 dolarlık zirvenin ardından yaklaşık yüzde 2 düşerek pound başına 6,4 dolar seviyesine indi.
Metallerdeki geri çekilmede yükselen enerji maliyetlerinin oluşturduğu enflasyon baskısı önemli rol oynuyor. Enflasyon beklentilerindeki artışın tahvil getirilerini yükseltmesi ve doların güçlenmesi, finansman koşullarını sıkılaştırırken küresel büyüme beklentileri üzerinde de baskı yaratıyor.
Bu durum özellikle sanayi üretiminde yoğun kullanılan metallere yönelik gelecekteki talebin zayıflayabileceği beklentisini güçlendiriyor.
Avrupa'da Doğalgaz Alarmı: 75 Euro Seviyesi Aşıldı
Orta Doğu'daki gelişmelerin etkisi Avrupa enerji piyasalarında da hissediliyor. Avrupa'nın referans doğalgaz fiyatı olarak kabul edilen Hollanda TTF vadeli kontratlarında fiyatlar 75 euro/MWh seviyesinin üzerine çıktı.
Haziran sonunda 40 euronun altında bulunan doğalgaz fiyatlarının kısa sürede bu seviyelere yükselmesi, yaklaşan kış öncesinde Avrupa'nın enerji güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı.
Ağustos sonu itibarıyla Avrupa Birliği genelindeki doğalgaz depolarının yaklaşık yüzde 63 doluluk seviyesinde bulunması da piyasalarda yakından takip edilen göstergeler arasında yer alıyor. Enerji arzında yeni bir kesinti yaşanması durumunda mevcut stok seviyelerinin kış dönemindeki talebi karşılamadaki yeterliliği tartışılıyor.
Tahvil Faizlerindeki Yükseliş Piyasaları Baskılıyor
Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini artırması, tahvil piyasalarına da yansıyor. ABD 10 yıllık tahvil getirisinin yüzde 4,81, Almanya 10 yıllık Bund getirisinin yüzde 3,38, İngiltere 10 yıllık tahvil getirisinin ise yüzde 5,26 seviyelerine ulaşması dikkat çekiyor.
Tahvil getirilerinin yükselmesi, faiz getirisi bulunmayan altın gibi varlıkların cazibesini azaltabilirken şirketler ve tüketiciler açısından borçlanma maliyetlerini de artırıyor.
Piyasaların Gözü İran, Hürmüz Boğazı ve Enerji Fiyatlarında
Önümüzdeki süreçte küresel piyasaların yönünü belirleyecek en önemli başlıklardan biri ABD-İran geriliminin nasıl seyredeceği ve Hürmüz Boğazı'ndaki enerji akışının devam edip etmeyeceği olacak.
Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki yükselişin devam etmesi halinde küresel enflasyon beklentileri yeniden güçlenebilir. Bunun tahvil faizleri, dolar, altın ve sanayi metalleri üzerinde yeni fiyat hareketlerine yol açması mümkün.
Bu nedenle yatırımcıların odağında yalnızca altın ve petrol fiyatları değil; Hürmüz Boğazı, doğalgaz arzı, tahvil getirileri ve merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin beklentiler de bulunuyor.

Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapın.
Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz yazın.