Ferhan BAŞAR
Ferhan BAŞAR
Köşe Yazarı
Tüm Yazıları

Şifa Yazıları - Eşik

19 Ağu 2026, 13:32 · 216 okunma
Şifa Yazıları - Eşik

Eşik

— ✦ —

Bir kapı var, her şifa hikâyesinin başında… Ne tam içeride, ne tam dışarıda—arada, o ince çizginin üzerinde durulan bir an. Eşik.

Kimse eşikte durmayı sevmez aslında. Biz de içeri girmek isteriz, ya da geri dönmek. Ama eşik, çoğu zaman kararın kendisidir daha adım atılmadan önce, bedenimizin ve aklımızın birbirine sessizce sorduğu o kısa duraklama: hazır mıyız?

— ✦ —

Bir hasta düşünelim… Aylarca, belki yıllarca aynı ağrıyla yaşamış, aynı yorgunlukla uyanmış, aynı “belki geçer” cümlesiyle kendini avutmuş. Sonra bir gün, sebepsiz gibi görünen bir gün, telefonu eline alır. Ya da bir kapıyı çalar. O an, hastalığın başladığı an değildir hastalıkla artık böyle yaşayamam dediği andır. Eşiktir o.

Biz şifacılar için de vardır böyle bir an. İlk hastamızın karşısına ilk kez oturduğumuz, ilk nabzı tuttuğumuz, ilk kez “bu iş bende mi bitecek, yoksa buradan mı başlayacak” diye kendimize sorduğumuz an.

— ✦ —

Çünkü eşikte durduğumuzda, çoğu zaman bir ağrıyla dururuz. Ama ağrı, meselenin tamamı değildir zarfın üzerindeki adrestir sadece. Asıl mektup içeridedir. Ve o mektubu okumadan, sadece zarfa bakıp acele bir teşhis koymak, şifanın eşiğinde durup içeri hiç girmemek gibidir.

Her beden aynı dille yazmaz o mektubu. Allah'ın her yaratılışa koyduğu bir denge vardır—fıtrat. Ama o dengenin her insandaki görünüşü ayrıdır—mizaç. Aynı söz, her kalbe aynı sükûneti vermez; aynı ilaç, her bedende aynı şifayı bulmaz. Eşikte durduğumuzda, kapıyı çalmadan önce bunu biliriz: karşımızdaki, o fıtratın kendine has bir mizaçtaki yansımasıdır.

— ✦ —

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ameller niyetlere göredir. Herkese ancak niyet ettiği vardır.” (Buhârî, Bedü'l-vahy, 1) Bu hadis, İslâm ilminin temel ölçülerinden biri sayılır…”  çünkü bir işin değeri, o iş bittiğinde değil, başladığı anda, niyetle birlikte zaten belirlenmiştir.

Yani her eşik, aslında görünmeyen bir muhasebedir. Kapının önünde durup “neden buradayız” diye sormak—işte şifanın ilk adımı tam da budur, henüz bir dokunuş, bir reçete, bir iğne olmadan önce.

Kur'an-ı Kerim de bir toplumun ya da bir kişinin hâlinin değişmesini, dışarıdan gelecek bir mucizeye değil, içeriden başlayan bir karara bağlar: “Muhakkak ki Allah, bir toplum kendi durumlarını değiştirmedikçe, onların durumunu değiştirmez.” (Ra'd, 13:11) Değişim, dışarıdan verilen bir ilaç gibi gelmez. İçeriden alınan bir karardan sonra gelir. Eşik, o kararın adıdır.

— ✦ —

Kadim şifa geleneği bunu hep bilmiştir. Bir hastayı ilk karşılayan tabip, önce onun derdini dinlerdi çünkü teşhis, dinlemekle başlardı, alet ile değil. İlk nefes, ilk dokunuş, ilk teşhis hepsi aynı eşikte durur: henüz hiçbir şey yapılmamışken, sadece dikkat ile başlayan bir şifa anı.

Bugün de biz böyle başlıyoruz. Bir yazı dizisine başlarken de, bir hasta ilk kez kapımızı çalarken de, biz ilk kalemimizi kâğıda değdirirken de—hepsi aynı eşikte durur. Ve o eşikte durmak, aceleye getirilecek bir an değildir.

— ✦ —

Bu satırları da bir eşikte yazıyoruz… Yeni bir kapının önünde, yeni bir okuyucuya, yeni bir sayfada. Ama söyleyeceğimiz söz eskisinden farklı değil—çünkü hakikat, hangi kapıdan girerse girsin, aynı hakikattir.

Eşikte durmak bitmiyor aslında. Her yeni sayfa, bizim için yeni bir eşiktir.

Ve her defasında kendimize sorduğumuz soru aynıdır: hazır mıyız?

— Ferhanca

 

Kaynaklar: Buhârî, Bedü'l-vahy, 1; Kur'an-ı Kerim, Ra'd Suresi 13:11.

Ferhan BAŞAR
Yazar Hakkında
Ferhan BAŞAR Köşe Yazarı Tüm 9 Yazısını Gör