Ferhan BAŞAR
Ferhan BAŞAR
Köşe Yazarı
Tüm Yazıları

Şifa Yazıları - Su

25 Ağu 2026, 13:13 · 351 okunma
Şifa Yazıları - Su

Şifa Yazıları

Su

— ✦ —

Eski bir çeşme… taşları yıllarca binlerce elin dokunuşuyla parlamış, oyuklaşmış. Suyu hiç durmaz, gece gündüz akar — kimse görmese de, kimse dinlemese de. Bir kadın yaklaşır, elini musluğun altına uzatır. Önce sağ eline su alır, sonra sol eline, sonra yüzüne… Sessiz bir hareket, binlerce kez tekrarlanmış, ama her seferinde ilk kez yapılıyormuş gibi bir dikkatle.

Bu, abdesttir. Ve abdestin başladığı yerde, aslında bambaşka bir şey de başlar: niyet.

— ✦ —

Kadim gelenekte hayırlı bir işe başlarken abdestli olmak tavsiye edilir. Neden su? Çünkü su, yalnızca temizleyen değil, ​yenileyen​dir. Kirliyi götürür ama asıl işi bu değildir — asıl işi, insanı bir öncekinden ayırmaktır. Abdestten önceki insan ile abdestten sonraki insan aynı beden olsa da, aynı kişi değildir artık; araya bir su girmiştir, bir sıfırlanma girmiştir.

Zemzem hakkında rivayet edilir ki: “Zemzem suyu ne niyetle içilirse ona göredir.” Beden değil, önce niyet. Hangi su içilirse içilsin, niyet saf olmalıdır — çünkü su o niyetle bedenin içinde yolculuğuna başlar.

Su, yenilenme niyetinin anahtarıdır.

— ✦ —

Kur'an, varlığın kendisini suyla anlatır: “Ve biz her canlı şeyi sudan yarattık.” (Enbiyâ, 21:30) Bu, yalnızca bir teolojik beyan değil — beden de bunu doğrular. Susuz kaldığında önce zihin bulanır, sonra beden ağırlaşır. Biz sudan yapıldık; bu bir benzetme değil, bir hatırlatmadır.

Hz. Eyyûb'un kıssası bu hakikati başka bir sahneyle anlatır. Hastalığının en ağır anında, ilahi bir emir gelir: “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su.” (Sâd, 38:42) Dikkat çekici bir sıralama vardır burada — önce hareket, sonra su. Hareket bedeni hazırlar; su, o hazır bedene şifa olur. Şifa, sabırla beklenen bir sonuç değil, doğru sırayla gelen bir bütündür.

— ✦ —

Peki her su aynı mıdır? Kadim gelenek burada da acele etmez.

Akan su ile duran su bir değildir — akan su kendini yeniler, duran su zamanla ağırlaşır. Kaynağından yeni çıkmış su ile uzun yol almış su bir değildir; kaynağa yakın su, henüz hiçbir şeye karışmamış, en saf hâlindeki hafızasını taşır. Bu yüzden kadim gelenekte “canlı su” diye bir kavram vardır — sadece temiz değil, hareketli, taze, kaynağına yakın.

Bugünün insanı bu ayrımı unutmuş gibi görünüyor çoğu zaman. Bir markette raflar dolusu şişe suyla karşılaşırız — kimi doğal kaynak, kimi arıtılmış, kimi mineral eklenmiş. Hangisi “iyi” diye sormak, aslında eksik bir sorudur; asıl soru şudur belki: bu su, kaynağına ne kadar yakın, ne kadar hareketli, ne kadar “canlı” kalmış?

Arıtma bazen gerekli olabilir — kirlilik varsa, güven yoksa. Ama arıtma, suyu yalnızca temizler, ona hayat vermez. Kadim gelenek her zaman şunu hatırlatmıştır: temiz olmak başka, canlı olmak başkadır.

Eskiler bunu bilirdi de belki. Suyu toprak testide saklardı — gözenekli toprak, suyu hem serinletir hem “nefes aldırır”, hiçbir zaman tam kapalı, tam durgun bırakmazdı. Bazı evlerde bakır kap tercih edilirdi; bakırın suya kattığına inanılan bir canlılık vardı, halk hekimliğinde nesillerce sürmüş bir alışkanlık. Bugün çoğumuzun mutfağında ise su, plastik bir şişede, günlerce hareketsiz, ışıksız, nefessiz bekliyor.

— ✦ —

Mevlânâ geleneğinde anlatılır ki, suya sorulsa nereye gittiğini, “en alçak yere” derdi. Su hiçbir zaman yukarıda durmaya çalışmaz; en alçak yeri arar, oraya yerleşir, önüne çıkan her engelin etrafından sabırla dolaşır, yolunu bulur. Belki de bu yüzden kadim gelenek suyu bir öğretmen gibi görmüştür — taşır ama biriktirmez, temizler ama kirlenmez, akar ama durmaz.

Ve belki de bu yüzden çeşme başında duran o el, sadece bir temizlik hareketi yapmıyordu. Kaynağa, akışa, yenilenmeye bir kez daha dokunuyordu — her defasında, sanki ilk kez olduğu gibi.

Peki biz, günde kaç kez suyu, gerçekten suyu, yalnızca susuzluğumuzu gidermek için değil de yenilenmek için içiyoruz?

— Ferhanca

 

Kaynaklar: Kur'an-ı Kerim, Enbiyâ Suresi 21:30; Sâd Suresi 38:42. (Zemzem rivayeti ve Mevlânâ sözü, yaygın aktarım biçimleriyle verilmiştir.)

Ferhan BAŞAR
Yazar Hakkında
Ferhan BAŞAR Köşe Yazarı Tüm 9 Yazısını Gör