Mehmet METE
Mehmet METE
Tasavvuf Musiki Sanatçısı/ Yazar/ Emekli İmam Hatip
Tüm Yazıları

İSLAMDA MUSİKİ VE LEHVE’L-HADİS      

14 Eyl 2026, 15:48 · 138 okunma
İSLAMDA MUSİKİ VE LEHVE’L-HADİS      

    “İnsanlar arasında öyleleri vardır ki bilgisizlik yüzünden başkalarını Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlence vesilesi kılmak için eğlendirici sözleri (1) alıp kullanırlar; işte bunları alçaltıcı bir azap bekliyor.” (2) (Lokman 31/6)

    Lehve’l-hadis: “Lehv: Aslı olmayan boş efsaneler, komik laflar, anlamsız konuşmalar, laf eğlencesi, insanı işinden, ibadetinden alıkoyan şeyler demektir. Hadis ise, Peygamberimizden geldiğini bildiğimiz sözler demektir.” (3)

Lehve’l-hadis: “İnsanı oyalayan, vakti öldürüp hayır getirmeyen insanı halife oluşundan koparan, hayır ve adaletle sonuç vermeyecek olan tüm sözlerdir.” (4)

    Lehve’l-hadis denilince, ayette geçtiği üzere ana gayesi, Allah’ın (c.c) yolundan saptırma gayesiyle Allah’ın sözlerini ve Peygamberin hadislerini, tevhidi ve hakikati engellemek ve onun sesini insanlara duyurmamak için laf kalabalığı yapıp laf eğlencesi yapmaktır. Nadr b. Haris’in Kur’an’ın dinlenilmesine engel olmak maksadı ile ticaret için gittiği İran’dan Acemlerin efsane hikâyelerini getirip o hikâyeleri Kureyşlilere okumak suretiyle Muhammed size Ad, Semud hikâyelerini anlatıyor. O halde ben size Rüstemin, İsfendiyarın hikâyelerini anlatayım diyerek, hakkın önüne set koyup bu vesile ile lehve’l-hadis olan söz ve şarkılarla birçok kimsenin Kur’an dinlemesine engel olmasıdır.” (5)

Hatta bir rivayete göre, “Nadr İbni Hattal da gittiği aynı Farisi memleketlerden sırf hakkı engellemek için şarkıcı cariye satın almıştı. Ne zaman birinin Müslüman olacağını duysa, onun yanına cariyesi ile gider, o kişiye yedirir içirir, şarkı ve lehve’l-hadislerle yani eğlendirici boş sözlerle onun gönlünü ederdi. Ve Hz Muhammedin daveti olan tevhitten, namaz, oruç ve cihaddan bu eğlence sözler güzel değil mi? Diyerek onu davetten engellemeye çalışırdı. İşte asıl bu ayetin nüzulü de bu olay üzerine nazil olmuştur.”(6) Görüldüğü gibi “Hak ve hakikatten, iyi, güzel olan işlerden kişiyi alıkoyan her şey batıldır ve lehve’l-hadistir. Hangi dönemde olursa olsun hurafelerden bahsetmek, eskilerin boş ve faydasız sözlerinden söylemek, gereksiz söz söylemek, sohbetler tertip etmek, güldürmek, hepsi lehve’l-hadistir.” (7) Yine denilebilir ki; lehve’l-hadis: “Ana gayesi, hakkın yolundan uzaklaştırmak, ayetlerle ve davetle alay geçmektir. Bu davranış, sözle ya da musiki, resim, video, fıkra ne olursa olsun boş söz ve lehve’l-hadis kapsamına gider. İşte insanları delilsiz konuşarak şarkı ya da boş sözlerle oyalayarak hidayetten saptırmak için böyle sapık bir davranış sergilerler. Onlar için işte hakkı engelledikleri için horlanma, zillet ve azap vardır.” (8)

“Ayette geçen gerçeği boş sözlerle satın alırlar tanımlaması, kalbi eğlenceye yönelten, vakti yiyip bitiren hayır getirmeye, yeryüzünde hayır ve adaletle onun kaldırılması için görevlendirilen insanın İslam’ın yapısı, sınırlarını ve araçlarını belirleyip yol çizdiği görevlerine yakışır ürün vermeyen her türlü söz kast edilmektedir. Bu, o döneme ait bir örnek iken kıyamete kadar her dönemde örnekleri olacaktır. Nadr b.Haris şahsında Mekke dönemindeki bu tür insanları örnek vererek Allah Teâla o kötü niyetli amacı olan Allah yolundan saptırma arzusu olanlara bir tehdit ve azabı müjdeliyor. Rüsvaylıkla tehdit ederek alçaltıcı azabın onlar için olduğunu bildiriyor.” (9)

Burada çok önemli gördüğüm bir konuya değinmek istiyorum. O da Lehve’l-hadis ve musiki münasebetidir.

İSLAMDA MUSİKİ VE LEHVE’L- HADİS MÜNASEBETİ

Eğlendirici söz, diye çevrilen Lehve’l-hadis deyimi klasik tefsirlerimizin çoğunda musiki olarak açıklanmıştır. Bazı tefsirlerde ise bu ayete dayanılarak şarkı söylemenin ve çalgı çalmanın, dinlemenin hatta bu işin ticaretini haram olduğunu ileri sürmüşlerdir. “Ancak bu deyimin şirk inancı içeren sözler veya daha genel olarak insanlar için herhangi bir fayda vermeyen boş ve faydasız konuşmalar olduğu yolunda görüşler de zikredilmektedir.” (10)

     İmam Malik bir soru üzerine: “Ayetteki Allah yolundan saptırmak için, ifadesine dayanarak eğer müzik insanı Allah’a karşı görevlerinden alıkoyuyorsa haramdır, demiştir.”(11)

“Ancak Taberi’nin belirttiği gibi (XXI-63) Lehve’l-hadis deyiminin özel olarak şarkı ve musiki anlamına geldiğine dair ayette herhangi bir işaret bulunmadığına göre bu deyimin anlamını musiki olarak sınırlandırmak doğru değildir. Lokman suresinde geçen bu iki ayette özetlenen inkârcı psikoloji ve tavır dikkate alındığında bunun, genel olarak müşriklerin ilahi mesajın insanlar üzerindeki etkisini kırmak veya onları alay ve eğlence konusu yapmak ileri sürdükleri boş laflar, laf cambazlıkları şeklinde yorumlanması gerekmektedir. Nitekim 6.ayette geçen (bi-ğayri ilm) yani bilgisiz olarak tabiri de bunu desteklemektedir. Eğer musiki, şiir vb. etkinlikler böyle bir kötü amaca hizmet ediyorsa bunu yapanlar elbette ki bu kapsama girerler. Ayrıca burada sadece o dönemin inkârcılarının söz konusu tutumları değil, hangi dönemde olursa olsun Allah’ın yolunu tıkamak amacına yönelik zihniyet ile bunun ürünü olan tavır, tenkit ve faaliyetler bu kapsama girer ve ayette eleştirilir.” (12)

Evet, ayette geçen lehve’l-hadis tabirini (ğına) olarak niteleyen müfessirler olmuştur. Elbette ki bu kapsama giren Allah yolundan engelleyen küfür ve şirk sözleri barındıran musikinin haram oluşu tartışılamaz. Ancak musiki, şiir ya da sözler kişiyi Allah yolundan ya da ibadetlerinden alıkoymuyorsa durum aynı mı olacaktır? Musikinin haramlığını ileri sürenlerin yanında bazı şartları taşıdığında mubah olduğunu söyleyenlerin de olduğunu belirtmemiz gerekmektedir ve bazı deliller sunmamız icap etmektedir. Bakınız, “Hz Peygamberin bir Kurban bayramı, Aişe validemizin (r.anha) evine geldiği esnada şarkıcı olmayan iki kadının evde şarkı söylerken bulmalar, Efendimizin Aişe validemizin odasında onlara müdahale etmediği ve Ebu Bekir’in ise (r.a) onları def çalıp şarkı söylediğini görünce müdahale edip, Peygamberin evinde şeytanın sesleri mi var? Sözüne, Peygamberimizin: Ya Ebu Bekir! Bırak! Her milletin bir bayramı vardır. Bugün de bizim bayramımızdır, buyurarak” (13) musikiye itiraz ve müdahale etmemesi rivayet edilir. Buna benzer birçok rivayetlere hadislerde rastlanmaktadır. Yine Müsned de geçen bir başka rivayette, “Bir gün, Peygamberimiz, eşi Aişe (r.anha) ile beraber iken yanlarına bir kadın geldi. Peygamberimiz: Aişe ye o kadını tanıyıp tanımadığını sordu. Hz Aişe: tanımadığını söyleyince, Rasulullah o kadın felan kişinin şarkıcısıdır, senin için şarkı söylemesini istermisin? Dedi. Aişe validemiz: Evet dedi. Efendimiz: o kadının şarkı söylemesini men etmedi. Kadında şarkı söylemeye başladı. Başka bir rivayette ise “Resulüllah, düğünlerde def çalınmasını öğütlemiştir.” (14) Bu ve buna benzer bazı rivayetler ışığında, eğer musiki yasak, haram olsaydı Efendimiz bu tepkiyi verir mi idi? Tabi ki hayır. “O halde, şarkının sözleri, şirk, isyan, küfür, İslam’ı ve hakkı engelleme olmadığı sürece, kişiyi şehvete, haramlara sevk etmediği sürece, kişiyi ibadet ve Allah’a itaatinden engellemiyor ise mubah olduğu söylenebilir.” (15)

     Ebu Hayyan, bu konuya şöyle bir ekleme yapar. “Kişiyi Hakka karşı kibre sevk etmek, Hikmetten yüz çevirmek ve hakikatten ayetlerden yüz çevirmeye yönlendirirse, Lehve’l-hadis, boş ve oyalayıcı sözler ya da musiki kınamayı gerektirir. Zira o kimse, haktan uzaklaşmış, yüz çevirmiş bu ayette geçen tehdide ve aşağılayıcı azaba düçar olmuştur.” (16)

Musiki konusunda büyük âlim Vehbe Zuhayli ise “Bir kısım Hanefi, Mâliki ve Hanbeli âlimlerin musikinin mubah olduğu görüşünü benimsediklerini söyleyerek, bu görüşünde genel tercih halinde olduğunu belirtmiştir.”(17)

     Musikinin mubah olduğunu savunan meşhur âlimlerden biri de İmamı Gazalidir. İmamı Gazali, “İhyau Ulumi’d-din kitabında büyük bir bölümü bu konuya ayırmış, musikinin insan üzerindeki olumlu etkilerine değinerek ve Sahabe dönemindeki Efendimizin örneklerine de yer vererek haktan alıkoymadığı ve hakka karşı olmadığı sürece musikinin helal olduğunu savunmuştur. Konuya dair tüm delilleri gerekçeleri ile açıklamıştır.” (18)

     Bu konudaki delillerden İslam Hukukçusu Ebu Bekir El Arabi’nin şu tesbiti çok dikkat çekicidir. Ebu Bekir El Arabi der ki; “Eğer bir kısım müfessirlerin dediği gibi musiki haram olsaydı Efendimiz bunları yasaklardı ve hem evinde okunmasına hem de düğün bayramda ya da çeşitli ortamlarda söylenmesine müsaade etmezdi. Ebu Bekir (r.a) ve Hz. Ömer’in (r.a) bazı itirazlarına Efendimiz karşı çıkmış, müsaade etmiştir. Bu konuda yumuşak davranmış, musiki ile insanların gönüllerinin dinlendirilmesi konusunda musikiye müsamaha ile davranmıştır. Çünkü gönüller her zaman ciddiyeti taşıyacak durumda değillerdir demiştir.” (19)

Yine biz tarihten biliyoruz ki Ecdadımız Osmanlı, Allah onlardan razı olsun, musiki ve su ile psikolojik rahatsızlığı olanları akıl hastalarını Darüş Şifahanelerde tedavi etmiştir. “Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Edirne de Sultan Beyazıt Darüş Şifahanesini gezdiğini hekimlerle, hastalarla röportaj yaptığını ve bu metotlarla hastaların iyileştiğini, faydasını anlatmış hatta Uşşak, Hicaz, Rast gibi makamların ve bazı Enstümanların insanlar üzerindeki tesirlerini belirtmiştir.” (20)

Ayrıca, Osmanlının uyguladığı ilaç, istirahat, gıda ve çiçek çeşitleri, musiki ile insanların tedavi metodu Dr. John Heward adlı ünlü İngiliz doktor tarafından da kayıt altına alınmış, takdir görmüş ve metodu onaylayarak desteklemiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulunun musiki ile ilgili dindeki yeri açıklamasına da değinerek konuya biraz daha açıklık getirelim. “İslam dini, müzik konusunda ayrıntılı ve özel hüküm koymak yerine genel ilke ve amaçları belirlemekle yetinmiştir. Buna göre İslam’ın ilke ve esaslarına aykırı, günaha sevk eden, haramı teşvik eden müzikleri yapmak ve dinlemek günahtır. Dinimizin temel inanç, amel ve ahlak ilkelerine aykırı olmayan, haramların işlenmesine sebep olmayan müzik türlerini dinlemekte ise dinen bir sakınca yoktur. Kur’an ve sünnette müzikle meşgul olmanın, müzik dinlemenin mutlak anlamda günah olduğunu gösteren deliller bulunmamaktadır. Aksine, Resulullah’ın (s.a.s.) ilke olarak müziğin caiz olduğuna işaret sayılabilecek nitelikte ifadelerinin bulunduğu bilinmektedir. Nitekim o, Nikâhın duyurulması için def çalınmasını öğütlemiştir. Yine bir bayram günü Hz. Aişe’nin yanında def çalıp türkü söyleyen iki cariyeye çıkışmak isteyenlere “Bırakın bu gün bayramdır” diye uyarıda bulunmuştur. (Müslim, İydeyn,17) Müzik yapmanın ve dinlemenin hükmünün ne olduğu konusu İslam bilginleri tarafından çokça tartışılmış, lehte ve aleyhte çok şey söylenmiştir. Tarafların ileri sürülen görüşleri, gerekçeleri ile birlikte değerlendirildiğinde müziğin mutlak anlamda yasaklanmadığı, aksine ilke olarak mubah kılındığı sonucuna ulaşılır.”(Bkz. Zeylai, Tebyin, IV,222).(21)

Özetle, Lehve’l-hadis ile musikinin bağlantısına değinmeye, Musiki ile ilgili bazı çerçeveler çizmeye çalıştım. Aynen Lehve’l-hadis kapsamında ayette anlatıldığı gibi ise ikaza, azaba vesile olacağı fakat birçok örnekle de musikinin sözlerinde ve özelliklerinde hakka karşı olmadığı insanı haramlara sevk etmediği sürece mubah olduğu konusunu destekler deliller sundum. Sonuç olarak buradan Musiki, direk helaldir ya da haramdır sonucu yerine İslam âlimlerinden delillerine binaen haramdır diyenler ve yine bizim gibi düşünen taraftan mubah olduğu görüşünü de savunanlar vardır. Bu görüşleri de dile getirdim. Her iki görüşe ve delillerine saygı duymak kaydı ile söz ya da musiki, şiir, şarkı, sinema, tiyatro ya da bu ve benzeri çoğaltacağımız Enstrümanlar, ayette geçen Allah’ın (c.c) yolundan saptırmak ayetlerle hak ve hakikatlerle alay etmek sebebiyle olmadığında kişiyi ibadet ve itaatten alıkoymadığı sürece mubah ve uygundur, diyoruz. Tabi ki en iyisini Allah (c.c) bilir. Rabbim, görüşlerinde isabet eden kullarından eylesin. Bende yıllardır cami ve tekke musikisine hizmet eden biri olarak musikinin mubahlığı konusundaki düşünceleri destekleyerek musikinin hayatımızın her alanında olduğunu ve onsuz olamayacağını ısrarla savunanlardanım. Bakınız! Kur’an, ezan, sala, mevlid, dua, mihrabiye, müezzinlik, salavat, tekbir, ilahi, mehterimiz, hatta ninnilerimiz dahi musiki ile evet. Sadece musiki değil hak için söylenen bir şiir, bir tiyatro, bir sinema filmi nasıl olur da Lehve’l-hadis olabilir diye düşünüyorum.

    O halde, Bizler, Hakkın sesinin gür çıkması için gayret etmeli ve hakka karşı mücadele edenlere karşı dikkatli olmalıyız. Lehve’l-hadis denilen Kur’an’ın buyruklarını, Peygamberin davetini engelleyici oyalayıcı ya da alaya alan her şeye karşı da dikkat etmeliyiz. Rabbimizin bu konudaki ikazlarını asla unutmamalıyız.

DİPNOTLAR:

1-Hasan Tahsin Feyizli’nin Feyzü’l Furkan Kur’an Mealindeki konuya ışık tutan dipnotu şöyledir: Lehve’l-hadis; Roman, Hikâye, şarkı ve şiir türünden İslam’a aykırı ve şehvetleri uyarıcı olarak yazılmış veya söylenmiş şeylerdir.

2-Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ümmetimden birtakım topluluklar gelecektir ki, ferci (zinayı), ipek elbiseler giymeyi ve çalgı aletleri çalıp (şehvetli) eğlenceleri helal ve mübah/ normal sayacaklar. Allah onların evlerini çökertip helak edecek, kalanları(n yaşayışlarını) da maymun ve domuza çevirecektir.” (Buhari, “Eşribe” Bab: 5; Münavi, V, 395). Bu felakete/günaha sebep olabilen, İslam’a aykırı ses, söz, resim ve görüntülerden kendisini ve aile fertlerini muhafaza etmek her Müslümanın görevi olmalıdır. Bu hususta uzuvlarımızın da sorumlulukları vardır. (bkz. 17/36)

3-Bursevi, Ruhu’l Beyan Tefsiri, c.6 sh-348 (Damla Yay. İst. 1996)

4-Kutub, Seyyid, Fi Zilali’l Kur’an XI, 462,463

5-Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili -VI-3838,3839 (Eser Neşr. İst. 1971)

6-Keşşaf, Zemahşeri, III-490; Elmalılı, Hak Dini Kuran Dili-VI-3839

7-Zemahşeri, el Keşşaf-3-390

8-Sabuni, Safvetü’t Tefasir, c.5 sh15 (Ensar Yay. İst. 1995)

9-Kutup, Seyyid, Fizilal-il Kur’an-Lokman 31/6 (Birleşik Yay. İst.)

10-Taberi, Camiü’l Beyan, XXI- sh-60,63

11-Kurtubi Camii, XIV sh-54

12-Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsiri c.4 sh-333,334 (DİB)

13-Müslim “İdeyn”, 17; Buhari “ideyn”, 3; İbni Mace, “Nikâh”, 21

14-Ahmed b. Hanbel Müsned- III-449; Tirmizi, “Nikâh”,6

15-Kardavi, İslam’da Helaller ve Haramlar (Trc. Mustafa Varlı İst.) sh-324

16-El Bahr-7-184; Saffetü’t Tefasir c.5 sh-15 (Ensar Yay. İst. 1995)

17-Zuhayli, Vehbe, El Fıkh-ul İslami III-573 (Beyrut 1982)

18-Gazzali, İhyau Ulumi’d-din II-268-284 (Kahire 1306)

19-Arabi, Ebu Bekir El, Âhkamu’l Kur’an III-1053-1054 (Beyrut )

20-Çelebi, Evliya, Seyahatname, c.3 sh-468-470 (Üç dal Neşriyat-2012)

21-kurul.diyanet.gov.tr (Müziğin dindeki yeri nedir)

Mehmet METE
Yazar Hakkında
Mehmet METE Tasavvuf Musiki Sanatçısı/ Yazar/ Emekli İmam Hatip Tüm 7 Yazısını Gör