Mehmet METE
Mehmet METE
Tasavvuf Musiki Sanatçısı/ Yazar/ Emekli İmam Hatip
Tüm Yazıları

Yeni Eğitim-Öğretim Yılı

18 Eyl 2026, 12:37 · 4 okunma

HZ. PEYGAMBER VE ÇOCUK SEVGİSİ

Sevgili peygamberimiz (sas) ailesi başta olmak üzere tüm yaşamında çocuklara çok önem vermiş çocuklara karşı davranışıyla bizlere en güzel örnek olmuştur. Efendimiz, kendi çocukları, torunları başta olmak üzere tüm toplumdaki çocuklara sevgi ve şefkatle davranırdı. Onlara sevgisi ve merhameti takdire şayandı.

Enes b. Mâlik (ra.) şöyle rivayet etti: “Rasûlullah, çocuklara karşı insanların en şefkatlisi idi. Abdullah bin Ömer (ra.) Rasûl-i Ekrem’in torunları Hasan ve Hüseyin için, “Dünyadaki iki reyhanım benim.” buyurduğunu bildirir. Enes bin Mâlik’de (ra.), Onları koklayıp bağrına bastığını ve onlara dua ettiğini bildirir. Usâme b. Zeyd (ra.) ise, Rasûlullah beni bir dizine, Hasan b. Ali’yi de öteki dizine oturtur, sonra ikimizi birden bağrına basar ve: “Ey Rabbim, bunlara rahmet et, ben bunlara karşı çok merhamet duyuyorum.” buyururdu.

Şüphesiz ki Resûlullah efendimizin sevgi ve şefkati yalnız kendi torunlarına karşı değildi. Şöyle buyururdu: “Küçüklerine sevgi, şefkat ve merhamet, büyüklerine de saygı göstermeyen bizden değildir.”  (Tirmizi, Birr,15; Buhari, Edeb, 66)

Allah’ın resulü, tüm çocukları çok sever, onlara ilgi, alaka gösterirdi. Kendi çocuklarına karşı sevgi ile davranmasının yanında diğer çocuklara da selam verir onların başını okşar, hatta onların oyunlarına katılır ve onlarla şakalaşırdı.

Hz. Enes şöyle anlatıyor: “Resûlullah (sav.), biz çocukların arasına karışır ve güler yüzle bize latife ederdi.” (Buhari, Edeb, 68, 122)

Sevgili peygamberimiz çocukların arasında ayrım yapmazdı. Kız erkek diye onlara özel muamele göstermez her birini Allah’ın emaneti olarak görür ve hepsine eşit sevgi gösterirdi. Anne ve babalara da bunu tavsiye ederdi. Biz anne ve babalara bu konuda çok güzel örnekler vardır. Geleceğimiz olan çocukların eğitimine ve ahlaken güzel yetiştirilmelerine de hassas davranmış ve şöyle buyurmuştur: “Çocuğun, babası üzerindeki haklarından biri ismini ve edebini güzel yapmasıdır.” “Çocuklarınıza gereken ikramı yapın ve terbiyelerini güzel yapın.”  (İbni Mace Edeb,3; İ. Canan, K. Sitte Terc. Ve Şerhi, Akçağ Yay. 17/473)

Sevgili peygamberimiz, çocuklara gördüğü yerde selam vermiş, onlarla oyun oynamış, şakalaşmış, bazen onları devesine bindirmiştir. Kucağına aldığı çocuk ağlayınca şefkatle davranıp susturmaya çalışmış, torunlarını omuzuna almış, onlarla beraber namaz kılmış, ihtiyaçlarını gidermiştir. Yetim ve garip çocukların koruyucusu olmuş onların şefkatle adeta babası olmuş, onları sevindirerek en güzel örnek olup, çocuklara bu konuda ayrı bir önem vermiştir. Peygamberimiz kızı Fatıma'yı çok sever, iltifat eder ve öperdi. Özellikle “Dünyada iki reyhanım.” (İ. Canan, K. Sitte Terc. Ve Şerhi, Akçağ Yay. 12/495-500) buyurduğu Hasan ve Hüseyin'i sık sık çağırıp koklar, bağrına basar ve onlara dua ederdi. Ebû Katâdenin (ra.) rivayetine göre: “Resûlullah, kızı Zeyneb'in kerîmesi olan torunu Ümâme'yi omuzunda taşıdığı halde halka namaz kıldırırdı. Secdeye varınca çocuğu (yana) bırakır, kıyâm için doğrulunca tekrar omuzuna alırdı.”  (Buhâri, Salât-106)

Sahabelerinden Abdullah'ın kızı Cemre der ki: “Küçükken babam beni Resûlullah'a götürdü ve ‘Şu kızım için Allah'a dua buyurun.’ dedi. Resûlullah beni kucağına aldı, elini başıma koydu ve bana dua etti.” (İ. Canan, K. Sitte T.ş, Akçağ Yay. 2/510)

Peygamberimiz (sas.) çocuklara gösterdiği bu sevgi ve ilgi sebebiyle onların en sevdiği kişi haline gelmiştir. Bu bakımdan peygamberimize iman eden birçok çocuk sahabe olmuş hayatlarını ona adamışlardır.

18 yaşına kadar Hz. Peygamber'in evinde büyüyen Hz. Enes, “Çoluk çocuğuna karşı Hz. Peygamber'den daha şefkatlisini hiç görmedim.” buyurmuştur. Hz. Peygamber, çocuklarına karşı müşfik ve onlara düşkün olan kadınları takdir ederek tüm anneleri böyle olmaya teşvik etmiştir. “Kureyş kadınları, deveye binen kadınların (Arap kadınlarının) en hayırlılarıdır: Çünkü onlar çocuklarına son derece müşfik ve düşkündürler.”  buyurmuştur. (Müslim- F. sahabe-10)

Bir defasında peygamberimiz (sav.) iki çocuğundan birini sırtına almış, diğerini de elinden tutmuş huzuruna gelen ve Hz. Aişe'nin ikram ettiği üç hurmadan ikisini beraberindeki iki çocuğuna birer tane verip üçüncüsünü kendine ayırdığı halde, az sonra bunu da çocuklarına yarımşar veren bir kadına bu şefkatinden dolayı şöyle buyurmuştur: “Buna hayret mi ettin? Kadın bu davranışı sebebiyle cennete girdi.” İ.Canan, K. Sitte T.ş, 17/473)

Bunun yanında Hz. Enes (ra.) anlatıyor: “Yahudilerden bir çocuk Resûlullah’a hizmet ediyordu. Bir gün hastalandı. Resûlullah onun ziyaretine geldi. Başucunda oturdu ve: ‘Müslüman ol!’ buyurdu. Çocuk yanında durmakta olan babasına baktı. Babası da: ‘Ebû'l-Kasım'a itaat et!’ diye emretti. Çocuk derhal Müslüman oldu. Resûlullah oradan ayrıldığı vakit şöyle diyordu: ‘Onu benim vesilemle ateşten kurtaran Allah'a hamdolsun.’’  (Buhâri, Cenâiz- 80)

Şunu da hatırlatmanın önemli olduğunu düşünüyoruz. Mademki çocuklarımız geleceğimiz. Biz çocuklarımıza sevgi şefkat ve merhameti göstermeli, efendimiz gibi onlarla ilgilenmeli, onlara Hz. Kur’an ve peygamber sevgisini, insan olmanın onurunu adalet ve merhameti öğretmeliyiz. Onlara gereken milli ve manevi değerleri öğretmeliyiz. Zira Peygamberimiz buyurdu ki “Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakamaz.”  (Tirmizi- Birr-33)

Özetle “Çocuk Allah’ın çok güzel bir nimeti ve çok güzel bir meyvedir. Çocuk varlığı da yokluğu da imtihan olan bir nimettir. Bugün varlığıyla imtihan edildiğimiz çocuklarımız bir tuşa basarak daldıkları karanlıklarda yol bulamazsa hız ve hazlarının esiri olup Allah’a kullukta özgürlüğü tadamazlarsa, Yaratıcıdan kitaptan, peygamberden mahrum kalıp imanın lezzetine varamazlarsa çocukla olan imtihanımız nasıl neticelenir?” (Peygamberimiz ve Çocuk, sh-17, DİB, Burhan İşleyen)

İşte bu emaneti, bu nimeti hakkıyla koruyup gözetmeli, eğitim öğretimlerine önem vermeli, birlikte olduğu arkadaş çevrelerinin güzel olmasına dikkat etmeliyiz. Ahlaklı, rabbini bilen, dinini diyanetini seven, vatanına ve milletine bağlı, mukaddes kitabı Kur’an’a âşık nesiller yetiştirmek zorundayız. Arkamızdan hayır dualar eden hayırlı nesilleri ancak bu şekilde yetiştirebiliriz. Şefkat ve sevgi medeniyetini ancak böyle tesis edebiliriz.

Mehmet METE

Sanatçı/ Yazar

Mehmet METE
Yazar Hakkında
Mehmet METE Tasavvuf Musiki Sanatçısı/ Yazar/ Emekli İmam Hatip Tüm 8 Yazısını Gör